Berlin Gezilecek Yerler | Almanya | Bavulumdaki Hikaye

Bali Adasına Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler

Nisan 30, 2018

Polonya Mutfağı İle Tanışmaya Geldik: Poznan Yeme İçme Rehberi

Mayıs 2, 2018

Bir Başkentten Daha Fazlası: Berlin Gezilecek Yerler

Nisan 30, 2018
bali
Poznan
berlin gezilecek yerler

Tarih, kültür, medeniyet, tasarım, kozmopolit bir yapı, iyi kahve arıyorsan doğru şehirde, doğru yazıdasın bunun garantisini verebilirim. Öyle bir şehir ki, hayran olmamak elde değil. Benim için Amsterdam, Paris gibi şehirlerden daha ötedir diyebilirim. Gezdiğim yerler arasında yaşayabileceğim ikinci şehir diyebilirim burası için. Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesi sonucu 27 yıldır başkent olan ki bu ünvanı fazlasıyla hak eden sayılı Avrupa şehirlerinden Berlin kozmopolit bir yapıya sahip. Doğusu ile batısı birbirine karışmış, savaşın acı dolu izlerine fazlasıyla silmiş bir ulusun zaferidir bu şehir.

Berlin çok sayıda müze, çok sayıda tarihi yapı, kültürel etkinlikleri ve aktiviteleri barındırdığından sınırlı zamanda hepsini gezebileceğiniz, şehri bir lokal gibi sindirebileceğiniz şehirlerden biri değil. Dolayısıyla bir turist olarak yapmanız gereken öncelikle görmek istediklerinizi, yapmak istediklerinizi listelemek. O yüzden bu yazıda tamamen benim öncelik verdiğim yerlerle oluşturulmuş bir yazıdır. Genel olarak çoğunlukla turistik aktivitelere yer vermiş olsam da içinde sizin göremediğiniz, eksik bulduğunuz ya da daha önce duymadığınız yerler olabilir. Buyrun Berlin Gezilecek Yerler

Berlin Genel Bilgiler

  • Berlin simgesi ayıdır.
  • Berlin dünya nüfusuna göre sanatçı oranının en yüksek olduğu şehir.
  • Kozmopolit olmasını en iyi yanlarından biri de tüm dünya mutfaklarını deneyimleme şansına sahip olmak.
  • Her bütçeye uygun yeme içme, konaklama seçeneği mevcut.
  • Berlin’e geldiniz zaman sıkıntınız yok, yakın şehirler gezeyim diyorsanız iki buçuk saat mesafedeki  Polonya şehri Poznan notlarını okuyabilirsiniz.

Berlin Hava Durumu

Berlin’e bizim gibi Ocak ayında gitme girişiminde bulunduysanız hem şanlısınız hem de şansız. Soğuk havada gezmek, lahana gibi giyinmek, burnunun ucunu hissetmemek ne kadar iyi bir seyahat geçirmenize sebep oluyorsa o kadar iyi. Berlin’e Ocak ayında gidiyorsanız çantanıza ilk koymanız gereken içlikleriniz diyebilirim. Biz termal içlik giymemize rağmen sürekli ısınmak için kahvecilerde soluğu aldık. Bu hem zaman hem de bütçesini düşünenler için maddi kayıp gibi görülebilir tabi ki ama bizim o soğukta bunların hiç birini düşünmek aklımızın ucundan geçmedi. Soğuk olmasının iyi yanlarından biri de konaklama, restoranlarda rezervasyonsuz girme gibi iyi tarafları da yok değil.

Berlin Konaklama

Berlin, konaklamanın pahallı olduğu şehirlerden bir tanesi. Şehrin merkezi yerlerinde konaklamak bütçenizi zorlayabilir. Konaklama açısından Mitte, Pankow, Prenzlauer Berg tavsiye edebileceğim lokasyonlar. Bunlar içerisinde en pahallı lokasyon Mitte olacaktır. Şehir içi ulaşım ağı oldukça iyi olduğundan bu saydığım yerler dışındada kalsanız sıkıntı olmayacaktır. Biz Prenzlauer Berg bölgesinde Hotel Transit Loft ‘ta konakladık. Otel tramwaya yakın, bölge olarak da yeni popülerleşen, şehrin sanatçılarının ve entelektüellerinin yaşadığı bölgede. Otel temizlik ve güvenlik açısından iyi bir oteldi. Tavsiye edebilirim.

Berlin Ulaşım

 TEGEL Havaalanı’ndan Şehre Ulaşım: Thy gibi firmaların kullandığı TEGEL Havaalanı’nın şehirle doğrudan bir metro veya tren bağlantısı yok. Şehre ulaşmak için en kolay yol otobüs. Alexandrplatz’a ulaşmak için en hızlı ve ekspres otobüs JetExpress. Bilet 2,80 EURO ve merkeze ulaşım ortalama trafiğe bağlı olarak 25- 40 dk. sürüyor.

 Schonefeld Havaalanından Şehre Ulaşım: Diğer bir havaalanı ise genelde Low-Cost yani düşük bütçeli Pegasus, Ryanair vb. uçak firmalarının kullandığı çok küçük bir alan. Buradan merkeze S-Bahn ile ulaşılabilir.

Şehiriçi Ulaşım: Berlin büyük bir şehir olduğundan şehri yürüyerek dolaşmak zor olabilir. Öyle ki kış mevsiminde şehre giderseniz yürümeniz daha zor olacaktır. Şehirdeki metro ve tramvay ağı oldukça iyi. Bunun dışında otobüste sizin için alternatif olabilir.

Berlin Gezilecek Yerler

Berliner Dom: Tüm heybeti ile sizi karşılayan katedral 1465 yılına dayanan tarihi ile 2. Dünya Savaşı’nda büyük hasar görmüş. 1993 yılında tekrar kullanıma açılmış ve  2002 yılına dek restorasyonu sürmüştür.

Giriş 7 euro.

U-Bahn U2, U5, U8 (U-Bhf Alexanderplatz)
S-Bahn S5, S7, S9, S75 (S-Bhf Hackescher Markt)
Tram M4, M5, M6 (Spandauer Straße)
Bus 100, 200 (Am Lustgarten)

Museum Island: Katedralin hemen yanı başındaki Bergama Müzesi, Klasik Tarih Müzesi ve Mısır Müzesini içermesinden dolayı müzeler adası olarak adlandırılıyor.  Vaktiniz kısıtlıysa Pergammon Museum olarak adlandırılan Bergamo Müzesini ziyaret edin. Bizden kaçırılan eserlerin çoğu burada sergileniyor.

Giriş ücreti 12 euro.

Çok zamanınız varsa ve müze gezmeyi seviyorsanız Berlin Museum Pass alarak Pergamon Museum, Jewish Museum Berlin, Altes Museum, Bode Museum, Egyptian Museum, Anne Frank Museum, Bauhaus Archive, Deutscher Dom, Brucke Museum bu müzeleri de bu kartla herhangi bir ücret ödemeden gezebilirsiniz.

Berlin Museum Kart ücreti 18 euro.

U-Bahn U6 (Friedrichstraße)
S-Bahn S1, S2, S25 (Friedrichstraße); S5, S7, S75 (Hackescher Markt)
Tram M1, 12 (Am Kupfergraben); M4, M5, M6 (Hackescher Markt)

“Berlin, bir başkentten daha fazlasını hak ediyor”

Brandenburger Tor&Pariser Platz: Müzeler adasından çıkıp meşhur cadde Unter den Linden devam ettiğinizde karşınızda bu zafer takını görebilirsiniz. Takın üzerinde Mahşerin Dört Atlısını temsil eden heykelin de bir hikayesi var. Napolyon Berlin’i işgal ettiği zaman önce bu kapının tamamını söküp götürmek istemiş fakat mümkün olmayınca tepesindeki bronz heykeli almış. Daha sonra da Almanya Fransa’yı işgal edince heykel geri alınıp yerine takılmış.

Holocaust Memorial: Brandenburg kapısının hemen yanında Almanya’nın birleşmesiyle birlikte Berlin’in böyle bir anıta ihtiyaç duyduğu düşünülüyor. Soykırım kurbanlarına değil sadece Yahudiler için yapılıyor oluşu tepki çekiyor. Yapılan yarışmayı, üzerinde 4,5 milyon holokost kurbanının adı yazılı 100 m2’lik demir bir plaka projesi kazanıyor. Helmut kohl’un vetosu üzerine iptal ediliyor, yeni bir yarışma düzenleniyor.Gerhard schröder yeni projeyi sevmese de, uygulamaya geçiliyor. Bir skandal da o zaman patlak veriyor; beton blokları üretmekle görevli şirketin, nazi yönetimine zyklon b gazı üreten şirket olduğu keşfediliyor. Ancak hikayenin en güzel, en hümanist kısmı da bu; projeyi iptal etmeyip bu şirketle devam ederek, “geçmişi unutmuyoruz, geleceği birlikte kuruyoruz” mesajı veriliyor.

East Side Gallery (Berlin Duvarı): Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya’ya kaçmalarını önlemek amacıyla 1961’de örülen duvar, 1989’da isteyen vatandaşların batıya gidebileceğini açıklamasının ardından yıkıldı. Berlin Duvarı’ndan kalan en uzun parça 1.3 km. Duvardan ziyade 1990 yılında izin verilen 118 sanatçının yaptığı duvar resimleri dikkat çekici. Bu resimler daha çok değişim, dönüşüm, özgürlük, barış dolu bir dünyaya vurgu yapan çalışmalar. Burası bir açık hava sergisi. Berlin’e gelipte mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında geliyor.

Checkpoint Charlie: 1961-90 yılları arasında Batı Berlin’den doğuya geçmek isteyen turist, askeri güçlerin kontrollü geçiş kapısı. Orada asılı olan kocaman resim kontrol kulesinde görev almış son askerin resmidir. Kontrol kulesi gerçek değil, aslına uygun inşa edilmiş bir model.

Berlin Semtleri

Prenzlauer Berg: Pregnancy Hill olarak da anılan bölge, çocuklu ailelerin olduğu, bebek dostu restoranların bulunduğu muhit olarak biliniyor. Berlin’de dolaşırken o kadar çok bebek arabası gördük ki hiç bir Avrupa ülkesinde bu kadar bebekli aile görmedim. Özellikle de babalar bebek arabasıyla dolaşıyor. Şehrin entelektüelleri giderek bu bölgeye yerleşmektedir. Binalarda halen savaştan kalma şarapnel izlerini görmek mümkün.

Kreuzberg: 2. Dünya Savaşı’ndan önce yahudilerin yaşamış olduğu bölge savaş sonrası boşalmış. 60’lardan sonra gelen Türk işçileri kötü bir yer diye bu metruk bölgeye yerleştirilerek bugün “Küçük İstanbul” diye anılan bölgeye ev sahipliği yapmışlardır. Bugün Berlin Duvarı’nın yıkılıp genişlemesiyle birlikte oldukça merkezi bir konumda yer alan Kreuzberg’den Türkleri arındırmak için Berlin hükümeti çeşitli politikalar sürdürüyormuş. Bölgede korna sesleri, camdan cama bağıran teyzeler, egzozu bağıran arabalar, çöp kutusuna atılmayan çöpler, bıyıklı, yağız esmer delikanlılar…. derken tipik Anadolu manzarası… Öyle ki Kreuzberg’e gelen her Alman’a turist gözüyle bakılır. Kreuzberg’de kendinizi bir Alman şehrinde olduğunuza inandırmanız için epey çaba sarfetmeniz gerekebilir.

Mitte: Karaköy tadındaki Mitte, Berlin’in göz bebeği. Şavaşın izlerini yok etmekte de ve her geçen gün hızla restorasyon çalışmaları devam etmekte. Cafeleri, barları, sanat galerileriyle tam bir hipster! Bölgede özellikle dolaşın diyebileceğim bir yer yok. Sokaklarında kaybolun, sanat galerinde dolaşın, kahve molası verin.

 

Yorumlarınızı Bekliyorum