Uzun Ömürlü İnsanların Adası: Bozcaada Gezilecek Yerler - Bavulumdaki Hikaye

Milano Gezilecek Yerler

Mayıs 3, 2018

ATİNA’DA YAPMADAN DÖNMEMENİZ GEREKEN 10 ŞEY

Mayıs 3, 2018

Uzun Ömürlü İnsanların Adası: Bozcaada Gezilecek Yerler

Mayıs 3, 2018
empty image
empty image

İlk görüşteki aşktı bizimkisi. Kalbimin bir parçasını Bozcaada’da (Tenedos) bıraktığıma eminim. Neden diye soracak olursanız, en önemlisi sıcağı sevmeyen birisi olarak adanın yazın bile püfür püfür esiyor olması, diğer sebep ise arnavut taşlı sokakları, butik mağazaları, ada mutfağı, damla sakızlı ne varsa hepsi adayı sevmem için bir sebep. Sosyal medyada o kadar çok ada fotoğraflarına rastlıyordum ki gidenleri kıskanıyordum. Geçtiğimiz ağustos ayında bir fırsat bulup adaya gitmek üzere kendi aracımızla yola çıktık. Yolculuğumuz İstanbul-Tekirdağ üzerinden- Gelibolu yaklaşık 6 saat sürdü. Bebeğimiz küçük olduğundan sürekli ihtiyaçlarını karşılamak için mola verdik  yoksa kendi aracınızla 4.5 -5 saatte Gelibolu’ya varabilirsiniz. Gelibolu’dan- Lapseki’ye feribotla geçiyoruz. ( Araç ücreti 35 tl)   25 dk. sonra Lapseki’deyiz. Adaya ulaşım sadece Geyikli’den yapılmaktadır. Lapseki’den- Geyikli arası ortalama 60-75 dk. Geyikli beldesini Eyvah Eyvah filminden hatırlayabilirsiniz. Adaya yazın her saat başı vapur seferleri var, kışın sefer sayısı üçe kadar düşüyor. Feribot seferleri hakkında detaylı bilgi almak isterseniz www.gestasdenizulasim.com.tr ‘den ulaşabilirsiniz. Karşınızda Bozcaada Gezi Rehberi.

Adaya geldiğinizde merkez dışındaki oteller, bağ evlerinde kalacaksanız otopark sıkıntısı çekmezsiniz. Merkezdeki otellerin, pansiyonların çoğunda otopark sıkıntısı mevcut. Biz merkez dışında Patiska Bağ Evi‘nde kaldığımız için  bir de bebek olunca aracımızla gelmekte iyi yaptığımızı anladık. Bağ evinden yürüyerek 15- 20 dk da merkeze ulaşabilirsiniz. Öğle vakti adaya varıp bağ evine yerleşince bir şeyler atıştırmak için merkezdeki kafelere gittik. Adaya gidenlerin önerdiği gelincik şerbeti  için Ada Cafe’nin yolunu tuttuk.
Öğle yemeğimizi yedikten sonra adayı dolaşmaya çıktık. Ada, Rum mahallesi ve Türk mahallesi olmak üzere ikiye ayrılıyor. Rum mahallesi daha kalabalık , renkli ve dinamik. Sosyal medyada gördüğünüz tüm fotoğraflar Rum tarafından geliyor. Renkli kapılar,  cumbalı evler, sokaklar atılmış masa sandalyeler, butik mağazalar bu tarafı renkli kılıyor. Türk mahallesi daha çok pansiyonların olduğu taraf. Daha sakin daha durağan… İlk günümüz adayı keşfetmekle geçti.

İkinci gün  sosyal medyadan adını sıkça duyduğumuz meşhur Alishiro‘nun ekmekleriyle, adanın doğal taze ürünleriyle kahvaltımızı yaptık. Patiska Bağ Evi dışında Rengigül ve Maya adanın kahvaltısı meşhur olan yerlerinden. Aklım oralarda kalmadı değil belki bir dahaki sefere…

Adada bir çok plaj bulunmakla birlikte en popüler olanı Ayazma plajı‘dır. Giriş ücreti alınmamaktadır. kendi aracınız yoksa limandan minibüsler kalkmaktadır. Ayazma plajına gittiniz karnınız acıktıysa Koreli’nin Yeri gidebileceğiniz en iyi adres. Akvaryum Koyu, Mitos Plajı, Habbele Koyu gibi bir çok irili ufaklı koy ve plaj bulunmaktadır. Plajdan döndükten sonra akşam yemeğinden önce Polente fenerinde gün batımını izlemek ayrı bir keyif. Sürekli esen bir yer olduğu için üzerinize bir şeyler almanızı tavsiye ederim.Kendi aracınızla gidiyorsanız mutlaka yanınıza portatif sandalyelerinizi  ve kırmızı şarabınızı alın ve ağır ağır gün batımını izleyin. Adanın arka tarafında kalması ve yolunun kötü olmasına rağmen adaya gelipte uğramadan olmaz.

Gün batımını izledikten sonra akşam yemeğini rum mahallesindeki restoranlardan birinde yiyebilirsiniz. biz tercihimizi sandaldan yana kullandık. Sandal Restoran için önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Biz bebekli olduğumuz ve erken saatte gidip erken kalkacağımızı söylediğimiz için rezervasyon yaptırmadan yer bulduk.  Adaya gelipte deniz ürünleri ve mezelerinden tatmadan olmazdı. Mezelerden en çok sevdiğim kabak çiçeği dolmasıydı. Yine adaya özgü otlardan yapılan mezelerde gayet lezzetliydi.

Ertesi gün kahvaltının ardından alacağımız hediyelik şarap  ve yöreye özgü tatlar için öncelikle adanın popüler mekanı Çiçek Fırın‘a uğruyoruz. O kadar turistik bir mekan halini almış ki adaya turist getiren rehberler, bu fırına uğruyorlar. o kadar kalabalık oluyor ki şaşırmamak elde değil. Çalışanlar pek güler yüzlü değildi belki de o kadar kalabalıktan, yoğunluktandır. Günün her saati yoğun. Ne zaman o sokaktan gecsek bir yığın insan . Çiçek fırından biz  sadece Hacı Tahir Lokumualdık. Çiçek Pastanesi‘nin bal-badem, yaban mersinli, damla sakızlı, fıstıklı dondurmasından tatmalısınız. Sakızlı badem kurabiyesi, Çiçek Fırını’nın meşhur olsa da ben Veli Dede’nin sakızlı badem kurabiyesini daha çok beğendim.

Kurabiyelerimizi aldıktan sonra meydandaki büyük çınar ağacının altında tavla oynayıp çay kahve içenlerin oturduğu Çınaraltı Kahvesi’nde mola verdik.Buranın sakızlı Türk kahvesi sunumuyla meşhur. İki şekilde sunuyorlar. Kahvenin yanında set olarak acıbadem likörü ve sigara ile set şeklinde istemezseniz sadece Türk Kahvesi şeklinde.

Kahvemizi içip, tavlamızı oynadıktan sonra yine adaya özgü şaraplardan almak için adadaki şarap üreticilerinden merkezde  Talay Şarapçılık‘a gittik. Alt bahçede şarap içmek için oturabilirsiniz, üst katta ise tadım yapabileceğiniz tadım yapıp size bilgi veriyorlar. Corvus, Yunatçılar (Çamlıbağ) diğer şarap üreticileri. Yine adadan kahvaltılık- yemeklik salça, zeytinyağı, sakızlı Türk Kahvesi, sakız reçeli, Ezine Peyniri, Alishiro’nun mayalı ekmeği,doğal sabun,reçeller, adaya özgü otlar ve baharatlar, sakızlı olan her şey alabilirsiniz.

Adadan aldıklarımızı tamamladıktan sonra dinlenmek için bağ evine dönüyoruz. Bağ evinin bahçesi oldukça güzel.  Meyve ağaçların altındaki sedirlerde kahvenizi, çayınızı içip dinlenebilir, kitabınızı okuyabilirsiniz. İçtiğiniz kahveden ya da çaydan herhangi bir ücret almıyorlar. Ayrıca mutfağıda gün içinde acıktıysanız istediğiniz şekilde kullanabilmek güzel. Çoğu işletme buna izin vermez hem de içtiğinizden mutlaka para alır.

Bebek olunca akşam yemekleri için çok geç saate kalamadık. Akşam yemeği için tercihimiz Battı Balık Restoran oluyor.Burası  ve Sandal Restoranın fiyatları diğer işletmelere göre bi tık daha pahallı. Battı Balık Restoran’, Bir Küçük Eylül Filmi ile daha da ünlendi fakat rezervasyon yaptırmadığımız için oturamadık. Yönümüzü tavsiye nedeniyle Ada’m Restoran‘a çevirdik. Kırmızı kareli örtüleriyle dikkat çeken mekanın terasında oturmanızı tavsiye ederim.  8 çeşitten oluşan meze tabağının görüntüsü çok hoş fakat porsiyonlar oldukça küçük. Domatesli eriştesi de lezzetli, taze ve ev yapımı olduğu belliydi.

Bozcaada’da gezilecek çok fazla yer yok. Adanın sokaklarının dışında Bozcaada Kalesi, El Sanatları Müzesi, kitap fuarı görülebilecek diğer yerler. Gün boyu denize girip akşam enfes ada yemeklerinin tadına bakmalı, adadaki barlardan birinde eğlenmeli. Adadaki pansiyonlarda, butik mağazalarda restoranlarda, masalarda, kapı süslerinde kurumuş mor bi çiçek görebilirsiniz:AMARANDA çiçeği, adalılar buna mor çiçek diyor. Kurusa bile rengini uzun süre saklıyormuş. Çiçek bakamayan bana göre bi çiçek. Mayıs- Haziran aylarında köylü kadınlar satıyorlarmış. Ada hatırası olarak almadan dönmeyin. Ertesi sabah adadan ayrılma vakti.Bir dahaki gidişimi dört gözle bekliyorum.

Yorumlarınızı Bekliyorum